Akbulut, İdris Naim Şahin’i savundu

AKDENİZ PARLAMENTER ASAMBLESİ TÜRK GRUBU BAŞKANI VE TEKİRDAĞ MİLLETVEKİLİ T.ZİYAEDDİN AKBULUT’UN İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN HAKKINDA VERİLEN GENSORU ÖNERGESİ NEDENİYLE 17 NİSAN 2012 TARİHİNDE TBMM GENEL KURULUNDA AK PARTİ GRUBU ADINA YAPTIĞI KONUŞMA METNİ.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;

İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim Şahin hakkında Barış ve Demokrasi Partisinin vermiş olduğu önergenin, gensorunun gündeme alınıp alınmaması konusunda söz almış bulunuyorum. Partim adına ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben de sözlerime başlarken -içinde bulunduğumuz hafta Kutlu Doğum Haftası- Rahmet Peygamber’inin doğum günü, dolayısıyla kendisini rahmetle, hürmetle anıyorum. Ayrıca, rahmetli Özal’ın da 19’uncu ölüm yılı, bu nedenle kendisini de, 8’inci Cumhurbaşkanımızı da rahmetle anıyorum.

Değerli arkadaşlarım,

İçişleri Bakanımız hakkında Barış ve Demokrasi Partisi sanırım Kasım ayının 15’inde yine böyle bir gensoru önergesi vermişti. Kuşkusuz, gensoru muhalefetin en önemli denetim mekanizmalarından birisi ama zamanında ve yerinde kullanılmalı, yoksa attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değmiyorsa bu gensoru önergelerinin de etkisi azalıyor. Dolayısıyla, tabii öte yandan da bu kadar sık neden veriliyor, verildi? Bir atasözümüz var: “Meyveli ağaç taşlanır.” Demek ki Sayın Bakanımız gerçekten icraat yapıyor ve eleştiriye sahip oluyor. İcraat yapan insan kuşkusuz eleştirilir.

Değerli arkadaşlarım, gensoru önergesini dikkatlice okudum, bazı bölümlerini size hatırlatmakta yarar görüyorum: “Son on yılda izin verilen ve coşku ile kutlanan Newroz bayramlarının hiçbirinde olaylar yaşanmamıştır.

Anayasa’nın 34’üncü ve 90’ıncı maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10 ve 11’inci maddeleri uyarınca önceden izin almadan toplantı ve gösteri hakkı, AB uyum yasaları ve reformları çerçevesinde temel hak ve hürriyetlerdendir.

AK PARTİ iktidarlarının 10 yılı boyunca, 21 Mart ve haftası içinde partimiz Newroz bayramını kutlamıştır.” diye devam ediyor, yani “nevroz”un kutlanmasıyla ilgili daha önceki uygulamalardan bahsederek.

Aslında arkadaşlar, burada bu “nevroz”, “nevruz” meselesi üzerinde durmak istiyorum. Lügatlere baktım, Kültür Bakanlığı sitelerine girdim. Bu işin doğrusu “nevruz” ve köken itibarıyla Farsçadan geliyor. “Nev” yeni demek, “ruz” gün demek ve “nevruz” bu iki kelimenin birleşmesinden oluşan ve “yeni gün” anlamına gelen “nevruz” adı veriliyor.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım;

Biz Adalet ve Kalkınma Partisi olarak bireysel özgürlükler olmadan toplumsal özgülüklerin olamayacağını savunan bir partiyiz. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” ilkesini benimsiyoruz. Yasakları, bir bir kaldırmaya ve tabularla, geçmişimizin karanlık noktalarıyla yüzleşmeye devam ediyoruz. Gensoruda değinildiği gibi AK PARTİ iktidarlarından önce yıllarca nevruz kutlamalarına maalesef bu ülkede hiçbir şekilde izin verilmiyordu. Şimdi, gensoruda da bahsedildiği gibi, yaklaşık on yıldan beri nevruz ülkemizde çok rahat bir şekilde, alınan güvenlik tedbirleri altında yapılıyor iken neden bu yıl istenmeyen olaylar oldu hiç bunu sorguluyor muyuz? Bütün dünyada kabul gören nevruz günü 21 Mart. “Hayır, ben bu günü 21 Martta kutlamayacağım, daha önce kutlayacağım.” dayatmasından kaynaklanan bir sıkıntı ortaya çıkmıştır. Bakanlık 21 Mart için her türlü hazırlığı yaptırdı, bilakis kutlanmasını bu ülkede teşvik etti.

Bakın, Sayın Bakanın genelgesinden okuyorum, Sayın Bakan diyor ki genelgesinde: “Nevruz, yeni bir yılın başlangıcı olarak kabul edilmiş ve 21 Mart günü geçmişten günümüze kadar bayram havasında kutlanmıştır. Bolluk ve bereketin sembolü olan nevruzun toplum hayatımızda farklı fakat bütünleştirici fonksiyonları da bulunmaktadır. Nevruz, insanlar arasındaki karşılıklı sevgi ve saygıyı kuvvetlendirme, dargınlıkları unutturarak insanları kardeşçe kucaklaştırma, geleneklerin, göreneklerin, inançların sergilendiği bir bayram olarak karşımıza çıkmaktadır. Nevruzun 21 Mart günü festival havasında kutlanması amacıyla illerimizde oluşturulan nevruz etkinlikleri düzenleme heyetleri koordinesinde veya çeşitli siyasi parti ve sivil toplum örgütlerince miting, şölen ve şenlik adı altında değişik kesimlerin katılımını sağlayacak şekilde etkinliklerle gerçekleştirilmelidir.”

Teşvik ediyor, bu yıl da en iyi şekilde kutlanmasını Sayın Bakan arzu ediyor ve birçok tedbirler bağlamında şunu ifade ediyor: “Gerek ülkemizde gerekse bütün dünyada özel gün veya bayram kutlamaları belirlenen tarihlerde yapılmaktadır. Belirlenen tarihler dışında kutlama yapılması, o özel günle ilgili amacın dışına çıkıldığı izlenimi vermektedir. Nevruz günü kutlamalarının amacına ve anlamına uygun bir şekilde barış ve huzur içerisinde yapılabilmesi için istihbari çalışmalara ağırlık verilmesini, gerekli emniyet ve güvenlik tedbirlerinin alınmasını, yasa dışı eylemlere izin verilmeyerek tevessül edenler hakkında gerekli yasal işlemlerin yapılmasını…” diye, Sayın Bakan, nevruzun kutlanması yolunda tedbirler alınmasını ve teşvik edici bir genelge yayınlıyor.

Sonra ne oldu? Bakın size, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bir raporunu okuyacağım: “İstanbul’da, nevruz kutlamaları sırasında çıkan olaylarda çok sayıda toplu taşım aracına büyük zarar verildi. Olaylar sırasında, İETT’nin, 14 tanesi metrobüs hattında olmak üzere diğer hatlarla birlikte 39 otobüsü göstericiler tarafından taşlanarak büyük hasar gördü. Metrobüs hattında, 5 adet iade validatörü, AKBİL cihazı, güvenlik monosu, 1 adet raket camı, 42 adet üst geçitte ve üst geçit rampasında bulunan korkuluk camları, E-5 üzeri karşılıklı otobüs durağı camları göstericiler tarafından kırıldı. Yenikapı’dan Zeytinburnu sahile kadar olan hatta ise 42 otobüs durağı göstericiler tarafından parçalandı.

Ulaşım AŞ İstanbul Metrosu hafif tramvay hattında ise 6 tramvay aracına göstericiler tarafından hasar verildi, vagonların çok sayıda camı kırıldı. Çok sayıda jeton satış makinesi ve turnikeler kullanılamaz hâle geldi.” Bunun dökümünü yapıyor ve sonuçta İstanbul’da toplu taşımaya verilen maddi zararın genel toplamı ise yaklaşık 1 milyon -yani eski parayla 1 trilyon- 80 bin TL olarak tespit edildi. Bu, belediyenin zararları.

Bir de emniyetin, diğer vatandaşlara, sivil vatandaşlara, otobüslere, iş yerlerine verilen zararla ilgili bir raporundan bir bölüm okuyacağım: “Alınan tüm tedbirlere rağmen, 18 Mart 2012 Pazar günü, ilimiz Zeytinburnu ilçesi Kazlıçeşme Meydanı’nda ve ilimiz genelinde meydana gelen olaylarda 111 adet otoda, 81 adet konut ve iş yerinde -özel şahıslara ait- 56 adet resmî binada ve 45 adet resmî araçta olmak üzere toplam 293 adet ızrar olayı meydana gelmiş; yapılan bu gösteriler esnasında toplam 16 polis memuru çeşitli yerlerinden yaralanmıştır. Yapılan kanunsuz eylemlere güvenlik güçlerince yapılan müdahaleler neticesinde toplam 173 şahıs yakalanmış ve haklarında adli işlemler başlatılmıştır.” diyor, bu da emniyetin raporu.

Arkadaşlar, bu yılki, 18 Mart tarihindeki nevruzun bilançosu bu. Şimdi, bu olaylar karşısında polis ne yapacak? Bu olaylar karşısında İçişleri Bakanlığı ne yapacak? Burada, bu olaylar karşısında eğer polis orantılı güç kullanmasaydı, eğer bu olaylar karşısında, bu kadar zarar karşısında tehevvüre kapılsaydı, inanın, çok daha vahim sonuçlar ortaya çıkabilirdi.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, deniliyor ki gensoru önergesinde: “Anayasa’mızın 34’üncü maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10, 11’inci maddeleri gereğince bu tür toplantılar izin almadan yapılabilir, toplantı gösteri yürüyüşü hürriyetidir.” Doğru, toplantı ve gösteri yürüyüşü bir haktır, bir temel haktır; bunun kullanılması çok önemli. Anayasa’mızın 34’üncü maddesini okuyorum: “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir.”

Bu, sözünü ettiğim sözleşme ne diyor? 10’uncu madde, birinci fıkrası: “Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir…” “Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması için yasayla öngörülen bazı biçim koşullarına, sınırlamalara ve yaptırımlara bağlanabilir.”

11’inci maddede de yine aynen buna benzer bir hüküm söz konusu.

Şimdi arkadaşlar, tabii ki bu temel hak kullanılacak ama bunun kullanımını, hem dünyadaki geçerli olan bu sözleşme hem de Anayasa’mız, yasal bazı kullanım haklarına, sınırlamalarına tabi tutuyor.

Dolayısıyla, şimdi burada hikâye hatırıma geldi: Beynamaza soruyorlar: “Neden namaz kılmıyorsun?” Diyor ki: “Kur’an’da ‘La Takrabus salat’ var. Yani namaza yaklaşmayın.” “İyi de, bunun bir de devamı var, ‘ve entüm sükara’ Sarhoş, içkili olduğunuz zaman namaza yaklaşmayın” dediklerinde, “Ben hafız değilim, o kadarını bilmem” diyor.

Doğru, şimdi bu bir haktır. Anayasa’mızda ve diğer uluslararası sözleşmelerde bu temel hak gayet tabii geçerlidir ama bunun bir de sonrası var, ikinci fıkrası var, üçüncü fıkrası var. Bu hak, kamu düzeninin genel sağlığı koruması açısından bütün ülkelerde yasalarla, genelgelerle sınırlandırılıyor. Ancak bu haklar, diğer insanların yaşantısını olumsuz yönde etkileyebilecek bir hâl aldığı zaman hak olmaktan çıkıyor ve bir suç hâline maalesef gelebilmektedir.

İçişleri Bakanı, görevi dâhilinde emniyet ve asayişin, kamu düzeninin Türkiye’de sağlanmasından sorumlu bir makamda bulunuyor. Dolayısıyla bu genelge -bana göre her hâlükârda- bu göreve matuf olarak yayınlanan bir genelgedir, bir karardır.

Şimdi, protesto eylemleri konusunda KESK’in yaptığı protestolara da biraz değinmek istiyorum: KESK’in protesto eylemleri konusunda da arkadaşlar, Ankara Valiliğinin bir yasaklama kararı var. Dolayısıyla bu eğilim için Ankara’ya gelenlere polis, yine bu yetkisi çerçevesinde gelmemelerini, böyle bir toplantının olmayacağını ifade ediyor fakat illegal, izinsiz şekilde… Ertelediğini ifade ediyor Ankara Valiliği, KESK’in müracaatını erteliyor. Buna rağmen -birtakım gruplar- Meclise yürümeye kalkıyorlar 3.900 kişilik bir grup. Türkiye Büyük Millet Meclisi yakınlarında -biliyorsunuz- 1 kilometre yakınında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu gereğince hiçbir toplantı yapılamaz. Polis, Meclise yürümek isteyen bu kalabalığa -gayet tabii- müdahale ediyor, görevini yerine getiriyor ve dolayısıyla böyle bir gösteriye izin vermiyor.

Değerli arkadaşlarım, son yıllarda -gerçekten- Türkiye’nin iç asayişinde çok önemli düzenlemeler söz konusu oldu.

Bakın, 2006-2011 yılları arasında altı yıllık dönemde kasten öldürme suçlarında yüzde 50 düzeyinde azalma, kapkaç suçlarında yüzde 66 oranında azalma, ayrıca oto hırsızlığı, işyerinden hırsızlık, otodan hırsızlık ve yankesicilik gibi bireylerin mal varlığına yönelen suçlarda da ciddi düzeyde azalmalar temin edildiği kayıtlarla -gerçekten- tespit edilmiştir. Burada, Sayın Bakanın -gerçekten- Bakanlığa geldiğinden bugüne en büyük sorunlarımızdan birisi olan terörle mücadele konusunda çok olumlu sonuçlar alındığını söyleyebilirim. Daha önce güvenlik güçleri arasındaki bazı kopukluklar giderilerek silahlı kuvvetlerimizle, emniyetle, Jandarmayla beraberce ve bir istihbarat birliği sağlanarak terörle mücadelede yeni bir konsept geliştirilmiştir ve gerçekten terörle mücadelede çok başarılı sonuçlar elde edildiğini her gün televizyonlarda görüyoruz, duyuyoruz.

Dolayısıyla, burada, değerli arkadaşlarım, benden öncesi saygıdeğer konuşmacılar dediler ki: “Sayın Başbakan neden dünyayı dolaşıyor?”

Arkadaş, Sayın Başbakanımız bir dünya lideri. Türkiye’nin itibarı için, Türkiye’nin geleceği için ve Türkiye’nin gerçekten 134 milyarlık bir ihracatı gerçekleştiyse bunun için ve Türkiye’nin itibarını artırmak için dolaşıyor. Daha önceki maalesef başbakanlar gibi gidip bazı liderlerin önünde el pençe divan durmuyor. Türkiye, bölgesinde çok itibarlı bir ülke hâline geldi ve dolayısıyla Türkiye’nin sözü alınmadan, Türkiye’ye sorulmadan büyük ülkeler artık karar veremiyorlar.

Değerli arkadaşlarım, Kürt sorunu konusuyla ilgili bazı değerlendirmeler oldu. Arkadaşlar, Diyarbakır meydanında Kürt sorununu daha önceki, bizden önceki liderler gibi halının altına süpürmeden böyle bir algılama sorununun, ülkemizde böyle bir sorunun varlığını Sayın Başbakan dile getirmiştir ve bizim dönemimizde böyle bir sorunun aşılması konusunda çok önemli çalışmalar yapıldı. TRT Şeş’i, özel birtakım kursların açılması gibi ve bölgenin ekonomik yönden kalkındırılması konusunda çok ciddi gelişmeler sağlandı.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu gensoruyla ilgili olarak bir son değerlendirme yapmam gerekirse, Sayın Bakan bu konuda yasaların kendisine verdiği yetkileri kullanmıştır ve bu yılki Nevruz kutlamaları bir dayatmanın sonucunda “21 Martta değil, biz illa bunu daha önce kutlarız.” anlayışından kaynaklanmıştır. Türkiye hukuk devletidir arkadaşlar. Türkiye’de her şey hukuka, Anayasa’ya ve kurallara göre işliyor. Dolayısıyla eğer siz “Ben yasayı tanımıyorum, ben istediğim zaman toplantı ve gösteri yürüyüşünü yaparım veya bana her zaman izin verilmek zorundadır.” gibi bir anlayışa kimse kapılmamalı çünkü Türkiye’de bu konuda çıkarılmış yasa vardır. 2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri hürriyeti hakkında, bir haktır -bunu ben de kabul ediyorum, gayet tabii hepimiz kabul ediyoruz, etmek zorundayız- bu hakkın kullanımı konusunda, nasıl kullanılacağı konusunda bir yasal düzenleme vardır. Buna uyulması yolunda Sayın Bakan bir genelge yayınlıyorsa buna tarafların, kişilerin ve sivil toplum örgütlerinin saygı duyması gerekir. Dolayısıyla gerek Nevruz olaylarında ve gerekse KESK’in eylemlerine getirilen kısıtlamalar bir yasaklama değil kamu düzenini ve güvenliği amacına istihbarata dayanarak alınan bazı istihbari bilgilere göre bazı yönlendirme, sınırlamalar olup Bakanlığın ve ilgili valiliklerin yetkisi altındadır. Bu nedenle Sayın İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınması konusuna Grubumuz olarak ret oyu vereceğimizi bildiriyor, hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum. “

Akbulut, İdris Naim Şahin’i savundu” üzerine 1 düşünce

  1. Değerli,Kıymetli,Saygıdeğer Sayın Vekilim Sizlere HerŞey İçin Sonsuz Minnet Şükran Sevgilerimi Ve Teşekkürlerimi İletiyorum Ellerinizden Öpüyorum HerŞey Gönlünüzce Olsun Allahım Korusun Sizleri SAYIN VEKİLİME EN İÇTEN SEVGİLERİMLE

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>